Misyonumuz…

doga-fotografcisi-olmak-zor-is-2065-I3

 

MİSYONUMUZ…

TUVALİN BEYAZINDA, TİYATRO SAHNESİNİN TOZUNDA, HEYKELİN BOYUTLARINDA, MÜZİĞİN SESİNDE, BALERİNİN PARMAK UÇLARINDA, YAZARLARIN SÖZCÜKLERİNDE ve SİNEMA IŞIĞINDA kürsüler oluşturmak istiyoruz…

TOPRAK ANANIN, YAĞMURLARIN, AĞAÇLARIN, KURDUN, KUŞUN, ESEN YELİN…

KISACASI EVRENİN KENDİNİ ifade edebilmesi için  hayal ettiğimiz

 SÖZ KONUSU KÜRSÜLERDE ;

YAZARAK ,ÇİZEREK,  HAYKIRARAK,  DOĞANIN ELİ KOLU DİLİ olacağız…

 

Bu bağlamda öncelikli hedeflerimiz arasında medyada çevre konularını  araştıran deneyimli, birikimli bağımsız çevre gazetecilerinin artması için çaba sarf etmek… Derneğimiz UÇE,  yeşil bir gezegen için heyecanla  kanat çırpan güvercin misali 20 yıldır yollarda…

Bu yolculukta yalnız olmadığımızı biliyoruz…

Sizi yanımızda hissetmek gücümüze güç katacaktır…

————————————————————————————————————————————————–

ÇEVREYE GAZETECİ OLMAK…

Türkiye’de çevre gazeteciliği özel bir alan ve bu alana özgü uzmanlaşmış muhabirlerin olduğu söylenemez. Az sayıda birkaç örnek de basındaki iş güvencesizliğinde ilk harcanacak kurban muamelesi gördüğünden çevre muhabirleri basında kayan yıldız konumunda oldu. Oysa dünyanın özellikle sanayileşmiş, ekonomik gelişimini tamamlamış ülkelerinde uzman muhabir altın değerindedir ve bu alanda deneyimli, birikimli ve bağımsız gazeteciler vardır.

Türkiye’de ise gazeteciler çalıştıkları kurumun iç politikasından dışarı taşamadıkları veya özellikle ekoloji alanında bir bilinç olmadığından çevre gazeteciliği de kadük kaldı. Tabi buna çalışılan kurumların mevcut hükümetler ve iş dünyasıyla olan dirsek teması da unutulmamalı… Siyasi habercilik, magazinel habercilik, sportif habercilik gibi toplumdan geri besleme oluşmayınca, basın da bu alanda uzmanlaşmasına gerek duyulan muhabirler oluşamadı.

Ancak; artık bu bahane giderek anlamına kaybediyor ve Türkiye kentleştikçe ve kentlileştikçe çevre olayı da önem verilen bir konu oluyor. Oluşan bu kitle gelecekten özellikle doğanın yok olmasından, betonlaşmasından kaygılılar, çocuklarının kötü bir dünyaya uyanmasını da istemiyorlar. Doğal olarak uzman habercilik ve uzman muhabirlik tam da bu nedenle olması gereken bir konu. Çevre gazeteciliği ülkemizde adı bol zikredilen; ama az sayıda örneği olan araştırmacı, soruşturmacı gazetecilik alanında özel bir yere sahiptir.

Bu yüzden artık ekoloji konularında uzman gazetecilere ve onların toplumda bu konuda farkındalık yaratmasında önemli bir rol oynayacak bir muhabir, yazar kadrosuna gerek duyuluyor…

Yaklaşık 20 yıl önce  ÇEGAD (Çevre Gazetecileri Derneği) ve ÇEHAD (Çevre Habercileri Derneği) gibi adlarla ortaya çıkan Uluslararası Çevre gazetecileri Derneği hem medyanın bu konuya önem vermesini hem de uzman habercilik yapan muhabir kadrosunun bu konuda donanımlı olma amacını güdüyor. Bunun için de meslek içi eğitim ve üyelerine uluslararası bilgi, deneyim, birikim ve alanında mesleki saygınlık kazanımını hedeflemektedir…

“ÇEVRE KONUSUNDA UZMAN GAZETECİ VE HUKUKÇUMUZ VAR MI” ?

DİLERSENİZ BU CAN ALICI SORUYU SORAN BİRPINARA KULAK VERELİM…

PROF.DR.M. EMİN BİRPINAR

Kısa bir süre önce AB Çevre Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere Litvanya’nın başkenti Vilnius’a gittik. 28 üye ülke ve aday ülkenin katıldığı toplantıda iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve kaya gazının çevreye etkileri gibi konular tartışıldı
Avrupalı bakanlar, Sanayi Devrimiyle başlayan süreç boyunca çevrelerini, doğayı nasıl acımasızca kirlettiklerini itiraf ederken şimdilerde ise doğayı ve çevreyi eski haline getirmek için nasıl gayret sarf ettiklerini anlattılar. Biz de duyduklarımız karşısında hayrete düştük. Bakanlar, yeni üyelere ve aday ülkelere de sanayileşme ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirirken çevreyi korumaları gerektiğini hatırlattılar. Özetle, “Biz gelişirken havayı, suyu, toprağı hoyratça kullandık, kirlettik. Şimdi de bütün bu değerlerimizi korumak için gayret sarfediyoruz” diyerek, “Biz ettik, bari siz aynı hataları yapmayın” mesajı verdiler

Bu konuda eksiklerimiz var
Bu arada Avrupa Parlamentosu Çevre Komisyonu Başkanı Danimarkalı Bayan Connie Hedegaard’ı da dinleme fırsatı bulduk. Gazeteci kökenli Hedegaard’ın iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik konularındaki uzmanlığını görünce şaşırmadım desem yalan olur. Hedegaard’ın, Kyoto protokolünü imzalamayı reddeden Çin Devlet Başkan Yardımcısına yönelttiği sorular ben dahil pek çok dinleyiciyi hayran bıraktı.

Akademik unvanı olmayan bir gazeteci olarak meseleye olan hakimiyeti, bilgisi, donanımı dinleyicileri çok şaşırttı. Danimarkalı gazeteci bayan Hedegaard’ın Çinli yetkiliyi iklim değişikliği konusunda nasıl dikkatli dinlediğini ve onu gerçekten zorlayacak önemli sorular ve yorumlar yaptığını görünce, bu alanda ülkemizdeki boşluğu çok net gördüm.
Aynı problem hukuk alanı için de geçerli. Çevre olaylarını takip edip dava konusu yapabilecek, toplum adına çevre hakkımızı savunacak, uluslararası toplantılarda Türkiye’nin menfaatlerini savunacak, çevre konusunda uzmanlaşmış, müzakere yeteneğine sahip uzman hukukçularımızın eksikliği de ayrı bir problem. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da gerçekleştirilen ve evsahipliğini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı Akdeniz Ülkeleri Çevre Bakanlarının Katıldığı ve Akdeniz’in kirlilikten korunması amacıyla düzenlenen ‘COP 18 Barselona Sözleşmesi Taraflar Toplantısı’na  AB’yi temsilen Katılan Çevre Hukukçusu Bayan Astrid Schomaker damgasını vurdu. Özellikle çevre konusundaki hakimiyeti ve müzakere yeteneği sadece bizi değil toplantıya katılan bütün tarafları inanılmaz etkiledi.

Ülkemize baktığımızda; siyaset, spor, ekonomi ve magazin konularında uzman çok sayıda gazetecimiz olduğunu görüyoruz. Ancak yazılı, görsel ve sosyal medyada çevre alanında yazı yazan, fikir beyan eden ve ısrarla belli problemleri dile getiren köşe yazarlarımız ve araştırmacı gazetecilerimizin sayısı malasef çok fazla değil. Bu sayının mutlaka artması gerekiyor.

Genç gazeteci ve hukukçulara tavsiye
Çevre konuları evrenseldir ve siyaset üstüdür, farklı görüşteki insanların ortak yaşam paydasıdır. Çevre meselelerinin dünya gündeminde yavaş yavaş ilk sıralara oturmaya başladığı bugünlerde, objektif fikir beyan eden, iyi araştırıp doğru tezlerle muhalefet eden, karşı duran, çevreyi bilimsel gerçeklerle savunan, yazan, çizen veya konuşan gazeteciler ve hukukçular önümüzdeki yıllarda en aranan ve okunan araştırmacı gazeteci ve hukukçular olacaktır.
Bu yüzden gazetecilik ve hukuk mesleğini seçecek gençlere tavsiyem, çevre konusunda dünyayı takip etsinler ve ülkemizdeki çevre duyarlılığının nabzını tutacak bilgi birikimine sahip olarak kendilerini çevre konusunda uzman gazeteciliğe ve hukukçuluğa hazırlasınlar. Ülkeyi yöneten devlet adamlarına ve icranın başındaki çevre bakanlarına, belediye başkanlarına yön gösterecek, bilinçi bir şekilde itiraz edecek, makul ve sessiz yığınların çevreci sesi olabilecek objektif, çevre konusunda uzman gazeteci ve hukukçulara çok büyük ihtiyaç var ve gelecekte fazlasıyla ihtiyaç olacak. Bu sağlandığı takdirde devleti yönetenler de yapacakları projelerde daha dikkatli ve duyarlı olacaktır. Gelişmiş bütün ülkelerde uzman çevreci gazeteciler ve hukukçular toplumun değerlerini , doğasını, florasını, faunasını savunan yazılar yazıyor, davalara müdahil olarak katılıyor. Teknolojinin acımasızca tüketim toplumu haline dönüştürdüğü dünyamızda bundan sonra çevre konularında objektif yazı yazan uzman gazeteciler daha çok okunacak, hukukçular ise çevre gündeminin baş aktörlerinden olacaktır. Klasik siyasi gündemi takip eden gazetecilik artık demode olmuştur. Danimarkalı gazeteci Hedegaard, bu alanda iyi bir örnektir. Hukukçulara ise çevre hukukçusu bayan Astrid Schomaker’ın ideal bir model olduğunu söyleyebilirim. AB müzakerelerinde de çevreyi bilen ve ülkemizin menfaatlerini savunabilecek usta çevreci hukukçulara ihtiyaç vardır. Önümüzdeki süreçte bu ihtiyaç giderek daha da artacaktır.
İnşallah yeni kuşak gazeteciler ve hukukçular arasından yeni Hedegaardlar ve Astrid Schomakerlar çıkar da yeni dönemde çevre konusunda sorgulayan, objektif ve donanımlı gazeteciler ve hukukçularla karşılaşma imkanı buluruz. Bizden de çevre konularına hakim hukukcular ve gazeteciler çıkmazsa toplumun sesi çok küçük desibellerde kalır ve duyulmaz vesselam..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>